Dini Videolar kategorisi
Asım Yıldırım - Ebedi Sevgili
Asım Yıldırım - Ebedi Sevgili
İzlenme: 116
Açıklama: http://www.facebook.com/Hz.Muhammedim
28 şubat - Cübbeli Ahmet Hoca anlatıyor
28 şubat - Cübbeli Ahmet Hoca anlatıyor
İzlenme: 286
Açıklama:
KABE İMAMI SUDEYSİ (EZAN OKUYOR) MUTLAKA PAYLAŞ!!
KABE İMAMI SUDEYSİ (EZAN OKUYOR) MUTLAKA PAYLAŞ!!
İzlenme: 1430
Açıklama: http://www.facebook.com/FatihinAskerleriyiz
Asım Yıldırım KOYUN BABA [HQ]
Asım Yıldırım KOYUN BABA [HQ]
İzlenme: 112
Açıklama: http://www.facebook.com/ASIM.YLDRM
Fatih Sultan Mehmet Han'ın askerlerindendi. Fethin kahramanlarındandı. Kendisine verilen vazifeden sıkılıp kendini daağlara bayırlara vurdu. Her attığı adım onu biraz daha Allah'a yaklaştırdı. Ve netice: Evilyalık makamına ulaşan Koyun Baba...
Kabir Azabı Mucize Bir şey İzleyin
Kabir Azabı Mucize Bir şey İzleyin
İzlenme: 3193
Açıklama: Kur'an-ı Kerim'de Kabir Azabı ile İlgili Ayet Var mI??
Kabir Azabi varmıdır? varsa Allahın adaletine ters düşermi?

Kabir azabının olup olmadığı hakkında bazılarının kafasında nedense bazı şüpheler var. Bu düşüncede olanlar, sahih hadiste verilen bilgilerle iktifa etmiyorlar.Kerameti kendinden menkul bazı ilahiyatçıların sözlerinden etkilenerek, "peki madem kabir azabı var, neden Kur'an'da bununla ilgili bir ayet yok" diyerek, kendilerince haklı bir argüman geliştirdiklerini zannediyorlar. Bu günlerde bazı islami sitelerde de rastladığım, geçmişte de bu tür sorulara muhatap olduğum için böyle bir başlık altında konunun açılması gerektiğini düşündüm. Belki bu forumda bu konu daha önce tartışılmış olabilir, yine de tekrar edilmesinde fayda mülahaza ediyorum.

Aslında, sahih hadislerde belirtildiği gibi kesin bir gerçek olduğu şüphe gotürmez bir gerçek olan kabir azabını bu kadar kolay reddetmek herhalde ancak cehalet sebebiyle olabilir. Bilinen bir sözdür: "cahil, cesur olur." Zira; fıkıh usulüne göre islamın dört kaynağından biri olan sahih sünnet, K.Kerim'den sonra ikinci temel kaynağımızdır. Yani orada yer alan bir bilgiyi aklı başında bir müslümanın reddetmesi nasıl mümkün olabilir, anlaşılır şey değildir.. Yine; K.Kerim'de yer alan ve Allah (cc)ın çok açık ve net bir şekilde peygamberimize itaati emrettiği ayetler, bize sahih sünnetle amel edilmesinin gereğini açıkça ortaya koyar. Yeri gelmişken, bu ayetlerden bir-ikisini buraya yazalım

"Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir."(Haşr Suresi, Ayet 7)

"O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz. O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir." ( Necm Suresi, Ayet 3-4)

Yine de, bazı kardeşlerimizin aklında böyle bir "soru" yer aldığına göre, bu konu hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak gerek.

Bu konu hakkında söyleyecekleri olanların da, bildiklerini bizlerle paylaşmalarını bekliyoruz.

Peki gerçekten de Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de kabir azabının olduğuna dair bir ayet yok mudur?

K.Kerim'de Kabir azabına doğrudan yer verilmemekle birlikte, bir kaç ayrı yerde -aslında görmek istenirse bir çok yerde- işareten yer verilmektedir. Tefsir kitaplarında, bu ayetlerin kabir azabı ile ilgili olduğunun belirtildiği ehlince malumdur.

Bu ayetlerden bir kaçının mealini vermek yeterli olacaktır kanaatindeyim.

1- "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun" (Mümin Suresi, Ayet 46 )

2-"O zalimleri ölümün pençesinde çırpınırken ve melekler ellerini uzatıp `Haydi verin canınızı, Allah hakkında söylemiş olduğunuz asılsız, yakışıksız sözlerden ve O'nun ayetlerine karşı kibirlenmelerinizden dolayı bu gün onur kırıcı bir azaba çarptırılacaksınız' derlerken görmelisiniz." (En'am Suresi, Ayet 93)

3-"Fakat melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vura vura canlarını alırken acaba halleri nice olur?" (Muhammed Suresi, Ayet 27)

4-"Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.
Diyecek ki: "Ey Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin. Oysa ben, gören bir kimse idim?"
Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.
Ve işte haddi aşıp Rabbinin ayetlerine inanmayanları Biz böyle cezalandırırız ve elbette o ahiret azabı daha çetin ve daha kalıcıdır."(Taha Suresi, Ayet 124-127)

Kur'an müfessirleri içerisinde en muteberi olarak kabul edilen, Mekke tefsir okulunun kurucusu ve sahabe-i güzinden olan, ayrıca ilim konusunda sevgili peygamberimiz (sav)in övgüsüne mazhar olmuş Hz. İbn-i Abbas'ın tefsirinde (www.Altafsir.com), Taha suresinde yer alan 124. ayetteki "danka" kelimesine "kabir azabı" anlamı verildiğini özellikle belirtmemiz gerekir.

Yazdıklarımıza itirazı olanların görüşlerine, ve birşeyler ilave etmek isteyenlere şimdiden teşekkürler.


Her insan ister ölerek toprağa gömülsün, ister boğularak denizin dibinde kalsın veya yırtıcı bir hayvan karnında bulunsun veya yanarak külü havaya karışsın, mutlaka kabir hayatı geçirecektir. İnsan öldükten sonra kabre konulunca, Münker ve Nekir adında iki melek, kendisine gelerek; "Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir? Dinin nedir?" diye sorarlar. İman ve güzel amel sahipleri bu gibi sorulara doğru cevap verirler. Bu gibi ölülere cennet kapıları açılır ve Cennet kendilerine gösterilir. Kâfir veya münafık olanlar ise bu sorulara doğru cevap veremezler. Onlara da Cehennem kapıları açılır, oradaki azap kendilerine gösterilir. Müminler nimet içerisinde, sıkıntısız ve huzurlu yaşarken, kâfir ve münâfıklar ise kabirde azap göreceklerdir (bk. ez-Zebîdî, Tecrîdi Sarih, terc. Kamil Miras, Ankara 1985, IV 496 vd.).

Kabirde azap ve nimetin varlığını gösteren birtakım ayet ve hadisler vardır. Bir ayet-i kerimede; "Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun" (el-Mümin, 40/46) buyurulur. Buna göre kıyamet kopmadan önce de yani kabirde de azap vardır. Peygamber efendimiz; "Allah, iman edenlere bu dünya hayatında ve ahirette, o sabit sözlerinde daima sebat ihsan eder" (İbrahim, 14/17) ayetinin kabir nimeti hakkında indiğini açıklamıştır (Buhârî, Tefsîr, sure: 14).



Kabir azabı ile ilgili hadis kitaplarında pek çok hadis-i şerif zikredilmektedir.


Bunlardan bir kaçı şöyledir: Hz. Peygamber (s.a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında koğuculuk yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" (Buhârî Cenâiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebû Dâvud, Tahâret, 26) buyurmuşlardır.
Hz. Peygamber diğer bir hadislerinde şöyle buyururlar: "Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçedir veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur" (Tirmizî, kıyamet, 26).



Başka bir hadiste de şöyle buyurur: "Ölü mezara konulunca, birine Münker, diğerine Nekir adı verilen siyah mavi iki melek gelir; ölüye derler ki: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" O da şöyle cevap verir. "O, Allah'ın kulu ve Resuludur. Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed de O'nun kulu ve elçisidir. Bunun üzerine melekler; Biz senin böyle diyeceğini zaten bilmekte idik", derler. Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler. Daha sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır ve aydınlatılır. Daha sonra melekler ölüye: " Yat ve uyu " derler. O da; "Aileme gidin de durumu haber verin" der. Melekler ona; "Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi mahşer gününe kadar sen uyumana devam et" derler. Eğer ölü münâfık olursa, melekler şöyle der: "Şu Muhammed (s.a.s) denilen zat hakkında ne dersin?" Münâfık da şöyle cevap verir: "Halkın Muhammed hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum. Başka bir şey bilmiyorum. Melekler ona; "Böyle diyeceğini zaten biliyorduk" derler. Daha sonra yere "Bu adamı alabildiğine sıkıştır" diye seslenilir. Yer de sıkıştırmaya başlar. Öyle ki o kimse kemiklerini birbirine geçmiş gibi hisseder. Mahşer gününe kadar bu sıkıntı devam eder" (Tirmizi Cenâiz 70).
Kur'an'da şehitlerin kabir hayatıyla ilgili olarak şöyle buyurulur: "Allah yolunda öldürülenleri, sakın ölüler sanmayın. Bilâkis onlar diridirler. Rableri katından rızıklandırılmaktadırlar" (Âlu İmrân, 3/169), "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilâkis onlar dirildirler. Fakat siz farkında değilsiniz." (el-Bakara, 2/154).
Kabir azabının yalnız ruha mı, yoksa bedene mi olacağı konusuna gelince:

Ölüm yokluk değildir. Daha güzel bir alemin kapısıdır. Nasıl ki, toprak altına giren bir çekirdek, görünüşte ölüyor, çürüyor ve yok oluyor. Fakat gerçekte daha güzel bir hayata geçiş yapıyor. Çekirdek hayatından ağaçlık hayatına geçiyor.

Aynen bunun gibi, ölen bir insan da görünüşte toprağa giriyor, çürüyor ama geçekte berzah ve kabir aleminde daha mükemmel bir hayata kavuşuyor.

Beden ile ruh, ampul ile elektrik gibidir. Ampul kırılınca elektrik yok olmuyor ve var olmaya devam ediyor. Biz onu görmesek te inanıyoruz ki, elektrik hala mevcuttur. Aynen bunun gibi, insan ölmekle ruh vücuttan çıkıyor. Fakat var olmaya devam ediyor. Cenab-ı Allah Ruh
Cübbeli Ahmet Hoca AKPye isyan etti.
Cübbeli Ahmet Hoca AKPye isyan etti.
İzlenme: 514
Açıklama:
Asım Yıldırım - Anne Ben Geldim
Asım Yıldırım - Anne Ben Geldim
İzlenme: 188
Açıklama:
Asım Yıldırım-Necip Fazıldan dizeler ~ Üstad NFK
Asım Yıldırım-Necip Fazıldan dizeler ~ Üstad NFK
İzlenme: 137
Açıklama: Mahkemede hakim, Necip Fazıl'a: - Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi? Necip Fazıl sorar: - Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz? * Yine bir gün Üstad'a sormuşlar: -Üstad özel arabanız yok mu? Üstad düşünmeden cevap ...verir: -Ona en son bineceğiz. * Üstada bir konferans sırasında bir genç sorar: -Osmanlı emperyalist değil miydi? Cevap dikkate şayandır: -Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu fransızca değil türkçe sorardın. * Necip Fazıl bir konferansında isim vermeden gazetelerin tenkidini yapiyormuş. Fakat o şekilde açık konuşuyormuş ki, bu işlerle çok az ilgili olan dahi hangi gazeteden söz edildiğini anlarmış Dinleyenlerden biri hatibin sözünü keserek: Hangi gazeteden bahsediyorsunuz? Necip Fazıl sorar: Siz ne iş yapıyorsunuz? Keresteciyim. Belli,otur! * Necip Fazıl Kısakürek in 1954 lü yıllarda çıkardığı Büyük Doğu mecmuasının bir sayısının kapağında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir kumaş resmini yayınlayınca, "padişahlık propagandası yapmak " gibi saçma bir gerekçe ile derginin o sayısının toplatılmış ve kendisi de suçlanarak mahkemeye sevkedilmişti Necip Fazıl'ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde: İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz de mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?" diye cevap vermişti * Necip Fazıl vapurla Karaköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp: "Üstad", diye sormuş "Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik." N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan: "Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya" cevabını vermiş. * Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış. Tabi Necip Fazıl oruç ama Nazım Hikmet değil. Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun kenarındaki zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl'a demiş ki: -'Şunun haline bak, oruç tutmaktan ne hale gelmiş' demiş. Tabi Necip üstad altta kalır mı hemen cevabı yapıştırmış: -'Aaa Nazım sen bilmiyor musun hayvanlar oruç tutmaz... *Üstad Yenilgi ve mağlubiyeti kabul etmezdi. Bir gün bir tren istasyonunda onun sinirli sinirli gezdiğini gören bir hayranı (bazı rivayetlere göre onu sevmeyen biri) sorar: - Ne oldu Üstad, treni mi kaçırdınız? Üstad böyle bir ithamı kabul eder mi? Treni kaçırmak bir eksiklik, bir yenilgidir. - Kovdum gitti, der. * Üstadın müdafaaları basit birer savunma değildir. Hakimleri diliyle ve zekasıyla etkilemek üstad için zor değildi. Sanatsal savunmaların etkisinde kalan hakim değiştirilirmiş. Bir seferinde yine hakim değişmiş ve yeni hakim üstadın savunmasını duyunca "artistlik yapma, adam gibi konuş" demiş. Tabi üstadın altta kalması beklenemez. "Hakim bey biz tutukluyken öyle muamele ediyorlarki bizde adamlık bırakmıyorlar, o sebeple karşınıza çıktığımız vakit rol yapmak zorunda kalıyoruz" * Bir yaz günü... Sofra kurulmuş, yemek yenilecek... Her şey hazır... Merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek, masanın üzerindeki içi su dolu "viski şişesi"ni görünce sorar: "Bu ne?" Cevap verir, oğlu; "Baba; soğuk su için.... Buzdolabına ancak bu şişeleri koyabiliyoruz da!..." İtiraz eder üstad: "Olmaz!.." İzaha çalışır oğlu... "Baba inan ki çok iyi temizledik, bol sabun ve kaynar sularla yıkadık." Üstad yine "olmaz" der ve şu ibretli sözler dökülür ağzından: " O halde oğlum; yarın lazımlık satan bir dükkana gideceksin ve oradan el değmemiş bir lazımlık alacak, çorbanı da bu lazımlıkla içeceksin! İçebilir misin?... Elbette içebilirsin... Hiçbir mahzuru da yok... Amma velakin; mantığın kabul etse de, ruhun kusar bu çorbayı!" * Bir edebiyat toplantısı sırasında Nazım sahnede şiir okur ve akabinde oturan topluluk içinde bulunan Üstad'ı sahneye davet eder. Üstad sahneye çıkar.Üstad'a şöyle bir teklifte bulunur; -Birtane ben kendi şiirimden okuyayım, bir tane de sen kendi şiirinden oku. Üstad kendi şiirini okumayı pek doğru bulmadığını söyler ve şöyle der; -Ben senin şiirinden bir tane okuyayım sen de benimkilerden bi tane oku Nazım bu teklifi kabul eder ve başlar Üstad'ın 'Ölünün Odası' şiirini okumaya. Şiir biter salonda bir alkış patlar. Sıra Üstad'a gelmiştir. Üstad da nazımın sonu 'in-çık, çık-in" şeklinde biten bi şiirini düz bir şekilde okur. Üstad şiiri bitirir. Salonda derin sessizlik. Üstad nükteyi patlatır, noktayı koyar; -Bak nazım! Benim gibi adam senin şiirini okuyor yine de bişey olmuyor. * Üstad Necip Fazıl Kısakürek bir gün konferans verirken salonda bulunanlardan birisi kürsüye salatalık fırlatır. Salatalığı eline alan Necip Fazıl salondakilere dönerek: "- Birisi kimliğini göndermiş, kiminse gelsin alsın" der. * Ünlü şair bir dava dolayısıyla yattığı Malatya'da muhteşem savunmalar ypıyormuş. Aynı davada yargılanan bir başka yazar bunu kıskanıp şöyle diyecek olmuş: 'Bugün mahkemede bir sükut ettim, hakimler heyeti dondu kaldı.' Necip Fazıl'a aktarmışlar. 'Tüh!' demiş. 'Keşke sükutunu plağa alsaydık, sonra dinlerdik.' * Necip Fazıl şeriatçı olduğu iddiasıyla tutuklanır.Çıkarıldığı mahkemede suçsuz olduğunu söyleyip tahliyesini ister.Kendisine reva görülen haksızlık ve zulümleri öyle canlı bir üslup ile tasvir eder ki,mahkeme heyetindeki kadın hakimin gözlerinden yaşlar süzülmeye başlar.Bunun üzerine şairler sultanı,hanım hakimi salondakilere göstererek konuşmasına devam eder."İşte ,şeriatın bir sırrı daha tecelli etti:Kadından ceza hakimi olmaz.." * Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış... Çıkıp herzamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş... Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl'a: 'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz. Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir.. Bu ne demek oluyor? ' Necip Fazıl'ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur: - 'Benim geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece kediler ve köpekler kurcalar.' * Bir konferansından sonra bazı gençler "Sakarya Türküsü"nün büyük şairi Necip Fazıl'ın etrafında toplanırlar. İçlerinden biri, "Anlattığınız fikir hayatı içinde sizi de görmek istiyoruz" deyince üstat şu cevabı verir: " Ben, özlenen İslam çiçeğinin sadece gübresiyim." * Necip Fazıl'ın da içinde bulunduğu uçak, Yeşilköy Havaalanından kalktıktan kısa bir zaman sonra arızalanır ve geri döner. Havaalanındakiler merakla, "Ne oldu, nasıl oldu?" diye sorarlar. mübareğin cevabı hem teslimiyetçi hem de hikmetli: "Ahirete kabul etmediler, geri döndük."
~MevLid KandiLiniz Mübarek oLsun ~
~MevLid KandiLiniz Mübarek oLsun ~
İzlenme: 477
Açıklama:
MEVLİD KANDİLİ DUASI HEP BİRLİKTE AMİN DİYELİM
MEVLİD KANDİLİ DUASI HEP BİRLİKTE AMİN DİYELİM
İzlenme: 859
Açıklama: YENİ FORM SİTEMİZ: http://www.hzmuhammedummetiyiz.com/index.php FACEBOOK SAYFAMIZ : http://www.facebook.com/pages/HZMUHAMMED-MUSTAFA-SAV-UMMETYZ-/88136545993?ref=nf SAYFAMIZA LÜTFEN ARKADAŞ LİSTEMİZİ DAVET EDELİM OUR FRIENDS LIST, PLEASE have your INVITES
Hz.Muhammed SAV ağlar ümmetim diye [HQ]
Hz.Muhammed SAV ağlar ümmetim diye [HQ]
İzlenme: 823
Açıklama:
MEVLİD KANDİLİ ÖZEL [HQ]
MEVLİD KANDİLİ ÖZEL [HQ]
İzlenme: 627
Açıklama:
Asım Yıldırım - 20 KURUŞ [HQ]
Asım Yıldırım - 20 KURUŞ [HQ]
İzlenme: 90
Açıklama:
Asım Yıldırım - OSMANLI ADALETİ
Asım Yıldırım - OSMANLI ADALETİ
İzlenme: 115
Açıklama:
Genç Sahabe (R.A.)
Genç Sahabe (R.A.)
İzlenme: 618
Açıklama:
Mevlid kandili
Mevlid kandili
İzlenme: 999
Açıklama:
Mevlid Kandili ve Kutlu Doğum
Mevlid Kandili ve Kutlu Doğum
İzlenme: 969
Açıklama:
Arama Yap

Bu Sayfa 0.9201 Saniyede Oluşturuldu.